29 şüpheli için gözaltı, 23 şirkete kayyum kararı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Alihan Kuriş’in liderliğini yaptığı iddia edilen yapıya yönelik yürütülen soruşturmada yeni bir operasyon başlatıldı. Soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken bağlantılı olduğu değerlendirilen 23 şirkete kayyum atanması kararlaştırıldı.
Dördüncü dalga operasyon başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/153745 sayılı soruşturması kapsamında yürütülen operasyonun dördüncü dalgası, 20 Eylül sabahı saat 06.00 itibarıyla başlatıldı.
Haklarında gözaltı kararı verilen şüphelilerin ev ve iş yerlerinde arama yapıldı. Dijital materyaller, mali kayıtlar ve soruşturmayla bağlantılı olabileceği değerlendirilen belgelere incelenmek üzere el konuldu.
Gözaltı kararı verilmesi, şüphelilerin tamamının yakalandığı anlamına gelmiyor. Operasyonun sonuçlarına ve kaç kişinin gözaltına alındığına ilişkin güncel bir sayı henüz paylaşılmadı.
Beş ayrı suçlama dosyada
Başsavcılığın açıklamasına göre soruşturma şu suçlamalar üzerinden yürütülüyor:
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme
- Suç örgütüne üye olma
- Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama
- Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
- Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkındaki bu isnatlar, soruşturma makamlarının iddialarını ifade ediyor. Kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığı sürece şüpheliler suçlu kabul edilemez.
Kayıt dışı para transferi iddiası
Savcılık, soruşturmada ulaşıldığı belirtilen deliller doğrultusunda bazı kişi ve şirketlerin yapının yurt içi ve yurt dışındaki para ve mal varlığı hareketlerini organize ettiğini ileri sürdü.
Şüphelilerin kayıt dışı finansal transferleri kolaylaştırdığı ve suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin aklanmasına yönelik faaliyetlerde bulunduğu iddia edildi.
Dosyada kayıt dışı para ve menkul değer transferlerinin yanı sıra bazı resmî ve bürokratik işlemler için danışmanlık faaliyetleri yürütüldüğüne ilişkin bulguların bulunduğu açıklandı.
Taşınır ve taşınmazların düşük bedelle alındığı öne sürüldü
Başsavcılığın açıklamasında, yapının ihtiyaç duyduğu taşınır ve taşınmazların gerçek değerlerinden daha düşük bedellerle temin edilmesine aracılık edildiği iddiasına da yer verildi.
Bu işlemlerin kimler tarafından gerçekleştirildiği, hangi mal varlıklarını kapsadığı ve kamu zararına neden olup olmadığı soruşturma kapsamında inceleniyor.
Mali Suçları Araştırma Kurulu raporları, banka hareketleri, tapu kayıtları ve şirketlerin ticari işlemlerinin dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirileceği belirtiliyor.
Yardım sevkiyatlarına nakit gizlendiği iddiası
Soruşturmadaki en dikkat çekici iddialardan biri, yurt dışına gönderilen yardım sevkiyatlarının içinde nakit para taşındığı yönünde oldu.
Savcılık, suçtan elde edildiği değerlendirilen paraların lojistik şirketleri ve “güvenilir kurye” olarak tanımlanan kişiler üzerinden yurt dışına gönderildiğine ilişkin delillere ulaşıldığını bildirdi.
Para hareketlerinin bir bölümünün çevrim içi ödeme sistemleri, önemli bir bölümünün ise lojistik firmaları aracılığıyla kayıt dışı biçimde gerçekleştirildiği ileri sürüldü.
Bazı kişi ve şirketlerin de bu işlemlere danışmanlık hizmeti görüntüsü vererek para transferlerini yasal hale getirmeye çalıştığı iddia edildi.
Seçim süreçleri de incelemeye alındı
Başsavcılık, ele geçirilen dijital materyaller, tanık anlatımları ve mali kayıtların incelenmesi sonucunda şüphelilerin Türkiye’deki seçim süreçlerini etkilemeye yönelik organizasyonel ve finansal faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin bulgulara ulaşıldığını açıkladı.
Bu iddianın ayrıntıları, hangi seçimleri veya faaliyetleri kapsadığı ve somut olarak hangi şüphelilerle ilişkilendirildiği açıklanmadı.
Savcılık, söz konusu bulgulara ilişkin incelemenin çok yönlü olarak devam ettiğini bildirdi.
23 şirkete kayyum atandı
Soruşturma kapsamında yapı ile bağlantılı olduğu değerlendirilen farklı sektörlerde faaliyet gösteren 23 şirkete kayyum atanmasına karar verildi.
Kayyum kararı; şirketlerin mali hareketlerinin denetlenmesi, mevcut varlıkların korunması ve şirket yönetiminin mahkeme tarafından belirlenen kişilerce yürütülmesi amacı taşıyor.
Bir şirkete kayyum atanması, şirketin kesin olarak suç işlediğinin tespit edildiği veya mal varlığının devlete geçtiği anlamına gelmiyor. Şirketlerle ilgili nihai hukuki durum, soruşturma ve yargılama sürecinin sonunda belli olacak.
Soruşturma çok yönlü sürdürülüyor
Emniyet birimlerinin aramalarda ele geçirdiği dijital veriler ile ticari belgelerin incelemeye alınacağı bildirildi. Şüphelilerin savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakılma, adli kontrol veya tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilme seçenekleri gündeme gelebilecek.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni gözaltı, arama veya mal varlığı tedbiri kararlarının verilip verilmeyeceği henüz bilinmiyor.
