USD 48,52 ₺ EUR 56,28 ₺ GBP 65,66 ₺ ALTIN 6.824,86 ₺

Etiket: ABD

  • Trump gerçekten her Amerikalıya 5 bin dolar ödeyebilir mi?

    Trump gerçekten her Amerikalıya 5 bin dolar ödeyebilir mi?

    ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu koruması halinde Amerikalı yetişkinlere 5 bin dolarlık “Trump temettüsü” ödeneceğini açıkladı. Ancak yaklaşık 1,2–1,35 trilyon dolara mal olabilecek planın hayata geçirilmesi Trump’ın tek başına verebileceği bir karara bağlı değil.

    Trump’ın 5 bin dolarlık vaadi ne?

    Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti’nin Dallas’ta düzenlenen ara seçim kongresinde yaptığı konuşmada, 3 Kasım seçimlerinin ardından Temsilciler Meclisi ve Senato’nun Cumhuriyetçilerin kontrolünde kalması durumunda Amerikalı yetişkinlere 5 bin dolar ödeme sözü verdi.

    Trump, “Trump temettüsü” adını verdiği ödemeyi ABD ekonomisinin gücü ve başarısının halka yansıtılması olarak sundu. Planın finansmanının nasıl sağlanacağına ilişkin ayrıntılı bir takvim veya yasa tasarısı ise açıklanmadı.

    Her Amerikalı ödeme alamayacak

    Başlıktaki “her Amerikalı” ifadesi, Trump’ın açıkladığı kapsamı tam olarak yansıtmıyor. Vaat, çocuklar dahil tüm nüfusu değil, yaklaşık 270 milyon Amerikalı yetişkini kapsıyor.

    Vatandaşlık, gelir seviyesi, vergi mükellefiyeti ve ikamet şartlarının nasıl uygulanacağı henüz belli değil. Başkan Yardımcısı JD Vance, ödemelerin yüksek gelirli kişileri dışarıda bırakacak şekilde sınırlandırılabileceğini söyledi.

    Bu nedenle kimlerin gerçekten ödeme alabileceği konusunda kesinleşmiş bir düzenleme bulunmuyor.

    Planın maliyeti 1 trilyon doları aşıyor

    Yaklaşık 270 milyon yetişkinin her birine 5 bin dolar ödenmesi halinde toplam maliyet 1,35 trilyon dolara ulaşıyor. Kapsamın daraltılması durumunda bile programın maliyetinin yaklaşık 1,2 trilyon dolar olacağı hesaplanıyor.

    Federal hükümetin bu ödeme için borçlanması halinde faiz giderleri de toplam maliyete yüz milyarlarca dolar ekleyebilir.

    Trump tek başına ödeme yapabilir mi?

    Kısa cevap: Hayır.

    ABD Anayasası’na göre federal bütçeden para harcama yetkisi Kongre’ye ait. Başkan, Kongre’nin kabul ettiği bir yasa veya ayırdığı bütçe olmadan yaklaşık 1 trilyon dolarlık yeni bir ödeme programını tek taraflı olarak başlatamaz.

    Planın uygulanabilmesi için Temsilciler Meclisi ve Senato’dan geçmesi, ardından başkan tarafından imzalanması gereken bir düzenlemeye ihtiyaç duyuluyor.

    Cumhuriyetçilerin iki kanatta çoğunluğu koruması bile teklifin otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmiyor. Bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri şimdiden maliyet ve enflasyon riski nedeniyle plana karşı çıktı.

    Para nereden bulunacak?

    Trump, daha önce benzer nakit ödeme önerilerinin gümrük vergilerinden elde edilen gelirle karşılanabileceğini savunmuştu. Ancak son vaat açıklanırken ayrıntılı ve doğrulanabilir bir finansman planı sunulmadı.

    Gümrük vergilerinin ekonomiye ek gelir sağlaması mümkün olsa da vergiler ithalatçılar tarafından ödeniyor ve maliyetlerin bir bölümü daha yüksek fiyatlar yoluyla tüketicilere yansıyabiliyor. Ayrıca mevcut gelirlerin 5 bin dolarlık ödemelerin toplam maliyetini karşılayıp karşılamayacağı belirsiz.

    Finansman açığının borçlanmayla kapatılması, ABD’nin bütçe açığını ve faiz yükünü daha da artırabilir.

    Enflasyonu yeniden yükseltebilir mi?

    Ekonomistler, ekonomiye kısa sürede 1 trilyon dolardan fazla nakit aktarılmasının tüketici talebini hızla artırabileceği uyarısında bulunuyor.

    Üretim aynı hızda artmazsa yükselen talep fiyatları yeniden yukarı çekebilir. Bu durumda 5 bin dolarlık ödemenin sağladığı gelir avantajının bir bölümü artan enflasyon ve faiz oranları nedeniyle kaybedilebilir.

    Planı eleştiren Cumhuriyetçiler de nakit dağıtımının çalışanlara yardımcı olmak yerine hayat pahalılığını ve borçlanma maliyetlerini artırabileceğini savunuyor.

    Daha önceki ödeme vaatleri gerçekleşmedi

    Trump daha önce gümrük vergisi gelirlerinden ve Hükümet Verimliliği Departmanı’nın tasarruflarından vatandaşlara ödeme yapılmasını gündeme getirmişti. Ancak bu teklifler hayata geçirilmedi.

    Aralık 2025’te askerî personele verilen 1.776 dolarlık “savaşçı temettüsü” ise yeni oluşturulan bir kaynaktan değil, askerlerin konut ödenekleri için ayrılmış mevcut bütçenin yeniden kullanılmasıyla finanse edildi.

    Sonuç: Şimdilik seçim vaadi

    Trump’ın Amerikalı yetişkinlere 5 bin dolar ödeme önerisi teknik olarak uygulanabilir bir kamu politikası olsa da şu anda kabul edilmiş bir yasa, ayrılmış bir bütçe veya kesinleşmiş bir finansman modeli bulunmuyor.

    Dolayısıyla Trump, parayı kendi kararıyla dağıtamaz. Ödemenin gerçekleşmesi; Cumhuriyetçilerin seçim sonucuna, Kongre’nin onayına, kapsamın nasıl belirleneceğine ve yaklaşık 1,2–1,35 trilyon dolarlık kaynağın bulunmasına bağlı.

    Bu aşamada 5 bin dolarlık “Trump temettüsü”, kesinleşmiş bir ödeme programından çok koşula bağlanmış bir seçim vaadi niteliğinde.

  • İran’ın ABD üssüne saldırısında sekiz F-15’in hasar gördüğü bildirildi

    İran’ın ABD üssüne saldırısında sekiz F-15’in hasar gördüğü bildirildi

    İran’ın Ürdün’de bulunan Muwaffak Salti Hava Üssü’ne düzenlediği füze saldırısında yaklaşık sekiz F-15 savaş uçağının hafif hasar gördüğü öne sürüldü. Uçakların yeniden hizmete alındığı, bir A-10 saldırı uçağının ise çok daha ağır hasar aldığı bildirildi. Washington’dan henüz ayrıntılı bir hasar açıklaması gelmedi.

    Sekiz F-15 yeniden hizmete alındı

    İran’ın 9 Eylül’de Ürdün’deki ABD askeri varlığını hedef alan füze saldırısının ardından üste meydana gelen hasara ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı.

    CBS News muhabiri Jennifer Jacobs’ın aktardığı bilgilere göre, saldırı sırasında yaklaşık sekiz F-15 savaş uçağı hafif hasar gördü. Uçakların gerekli kontroller ve müdahalelerin ardından yeniden hizmete alındığı belirtildi.

    Bu bilgi, F-15 filosunda kalıcı veya operasyonları uzun süre aksatacak ölçüde ağır bir kayıp yaşanmadığına işaret ediyor.

    A-10 uçağı kanadını kaybetti

    Saldırıda en ciddi hasarın bir A-10 Thunderbolt II saldırı uçağında meydana geldiği bildirildi. İlk bilgilere göre uçak önemli ölçüde zarar gördü ve kanatlarından birini kaybetti.

    A-10’un onarılıp onarılamayacağı ya da tamamen hizmet dışı kalıp kalmadığı konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

    Hedefte Muwaffak Salti Hava Üssü vardı

    İran’ın hedef aldığı belirtilen Muwaffak Salti Hava Üssü, Ürdün’ün doğusundaki El-Ezrak bölgesinde bulunuyor. ABD ordusunun bölgede yürüttüğü hava operasyonlarında kullanılan üs, F-15 ve A-10 tipi uçaklara da ev sahipliği yapıyor.

    Tahran, saldırının ABD’nin beş İran petrol tankerini vurmasına karşılık gerçekleştirildiğini açıkladı. İran aynı süreçte Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Amerikan unsurlarını da hedef aldı.

    Ürdün: 20 füzenin 18’i önlendi

    Ürdün makamları, ülke hava sahasına yönelen 20 balistik füzenin 18’inin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini bildirmişti. Kalan iki füzenin yerleşim bulunmayan bölgelere düştüğü ve ilk belirlemelere göre can kaybı yaşanmadığı açıklanmıştı.

    Daha sonra ortaya çıkan uçak hasarı iddialarının bu resmi açıklamayla nasıl bağdaştığı henüz netlik kazanmadı.

    Hasarın boyutu resmen doğrulanmadı

    Pentagon veya ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, zarar gören uçakların sayısı ve durumuyla ilgili ayrıntılı bir bilanço yayımlamadı. Bu nedenle sekiz F-15 ile bir A-10’a ilişkin bilgiler şimdilik CBS muhabirinin kaynaklarına dayanan bir iddia niteliği taşıyor.

    Mevcut haberler, F-15’lerin “ağır” değil, hafif hasar gördüğünü; saldırıdaki en ağır uçak hasarının ise A-10’da meydana geldiğini gösteriyor. Üsteki toplam maddi hasarın belirlenmesine yönelik incelemeler sürüyor.

  • ABD’nin İran yaptırımında üç Türk şirketi listede

    ABD’nin İran yaptırımında üç Türk şirketi listede

    ABD Hazine Bakanlığının İran havacılık sektörüne yönelik yeni yaptırım paketinde Türkiye merkezli Sky Phoenix Hava Yolları, MES Kargo ve S Sistem Lojistik de yer aldı. Washington yönetimi şirketleri, yaptırım altındaki İranlı havayolu Mahan Air’e uçak transferi, kargo organizasyonu ve lojistik destek sağlamakla suçladı.

    Üç Türk şirketi yaptırım listesine alındı

    ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), İran’ın havacılık sektörünü hedef alan geniş kapsamlı yeni yaptırım paketini 8 Eylül 2026’da açıkladı.

    OFAC’ın Özel Olarak Belirlenmiş Kişiler ve Engellenmiş Kişiler Listesi’ne eklediği kuruluşlar arasında Türkiye’de kayıtlı üç şirket de bulunuyor:

    • Sky Phoenix Hava Yolları Taşımacılığı Ticaret Limited Şirketi
    • MES Kargo Taşımacılık Turizm ve Dış Ticaret Limited Şirketi
    • S Sistem Lojistik Hizmetleri Anonim Şirketi

    ABD makamları, üç şirketin İranlı Mahan Air’e farklı alanlarda destek verdiğini ileri sürdü. Şirketlerin yaptırım kararına ilişkin açıklamaları henüz kamuoyuna yansımadı.

    Sky Phoenix’e uçak transferi suçlaması

    ABD Hazine Bakanlığının açıklamasına göre İzmir merkezli Sky Phoenix, Mahan Air’in ABD menşeli yolcu uçakları edinmesini sağlayan uluslararası bir transfer ağında aracı olarak görev yaptı.

    Washington, Mahan Air’in 2026 yazında en az üç Boeing 777 uçağını Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman üzerinden İran’a götürdüğünü iddia etti. Sky Phoenix ile Birleşik Arap Emirlikleri merkezli ECT Aviation Support’un bu transfer sürecinde rol oynadığı öne sürüldü.

    Bakanlık, söz konusu uçakların mülkiyetinin ve operasyonel kontrolünün Mahan Air’e geçtiğini savundu. Açıklamada, işlemlerde uçakların nihai kullanıcısını gizlemeye yönelik bir yapı kullanıldığı iddia edildi.

    S Sistem’e İHA bileşeni sevkiyatı iddiası

    OFAC, İstanbul merkezli S Sistem Lojistik’in Mahan Air adına İran’a gönderilmek üzere sevkiyatlar organize ettiğini bildirdi.

    ABD Hazine Bakanlığına göre bu sevkiyatlarda insansız hava aracı bileşenleri ile çeşitli sanayi ekipmanları bulunuyordu. Bakanlık, şirketin faaliyetlerinin Mahan Air’e maddi veya teknolojik destek sağladığını ileri sürdü.

    OFAC kaydında şirketin Mahan Air ile bağlantılı olduğu belirtilirken sevkiyatların tarihleri, miktarları ve ürünlerin teknik özellikleri hakkında ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.

    MES Kargo’ya lojistik destek gerekçesi

    Yaptırım listesine giren bir diğer Türkiye merkezli şirket MES Kargo oldu. ABD makamları, şirketin Mahan Air’in genel satış acentesi olarak çalıştığını ve havayolu adına çeşitli gönderileri koordine ettiğini iddia etti.

    Genel satış acenteleri; bilet ve kargo satışı, müşteri desteği, yük taşımacılığı işlemleri ile gönderici ve lojistik şirketleri arasındaki koordinasyon gibi hizmetler sağlayabiliyor.

    ABD Hazine Bakanlığı, MES Kargo’nun bu faaliyetleri nedeniyle Mahan Air’e hizmet veya destek sunduğunu savundu. Açıklamada taşınan yüklerin tamamının içeriğine ilişkin ayrıntı verilmedi.

    Mahan Air 2011’den beri ABD yaptırımları altında

    İran merkezli Mahan Air, 2011 yılında İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü’ne mali, maddi ve teknolojik destek sağladığı gerekçesiyle ABD’nin yaptırım listesine alınmıştı.

    Washington yönetimi, havayolu şirketinin Devrim Muhafızları personeli ile silah ve askeri ekipman taşıdığını öne sürüyor. Mahan Air ve İran yönetimi ise ABD’nin yaptırım politikasını uzun süredir siyasi ve ekonomik baskı aracı olarak nitelendiriyor.

    Son paket kapsamında Mahan Air’e hizmet verdiği ileri sürülen farklı ülkelerdeki kargo şirketleri, satış acenteleri ve aracılar da listeye eklendi. Yaptırımlar Türkiye’nin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya ve Kazakistan’daki bazı kuruluşları da kapsıyor.

    Yaptırım kararı şirketler için ne anlama geliyor?

    Karar doğrultusunda hedef alınan şirketlerin ABD’de bulunan veya ABD vatandaşları ile kuruluşlarının kontrolündeki mal varlıkları dondurulacak. ABD kişileri ve şirketlerinin bu kuruluşlarla işlem yapması da genel olarak yasaklanacak.

    Yaptırım uygulanan kuruluşların doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 50 ya da daha fazla paya sahip olduğu şirketler de belirli koşullarda kısıtlamaların kapsamına girebilecek. Karar, şirketlerin dolar üzerinden işlem yapmasını ve uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışmasını zorlaştırabilecek.

    OFAC ayrıca yaptırım kapsamındaki kuruluşlarla belirli işlemler gerçekleştiren yabancı kişi ve şirketlerin ikincil yaptırım riskiyle karşılaşabileceği uyarısında bulundu.

    İddialar henüz yargı kararı niteliğinde değil

    ABD’nin yaptırım kararı, OFAC tarafından yürütülen idari bir işlem niteliği taşıyor. Bakanlığın şirketler hakkındaki suçlamaları, tek başına Türkiye’de veya başka bir ülkede verilmiş kesinleşmiş mahkûmiyet kararı anlamına gelmiyor.

  • ABD beş İran petrol tankerini vurdu

    ABD beş İran petrol tankerini vurdu

    Tahran Ürdün’deki ABD hedeflerine füze fırlattı

    ABD ordusu, savaş gemilerine yönelik füze girişimlerine karşılık İran’a ait beş petrol tankerini imha ettiğini açıkladı. Tahran yönetimi ise Ürdün’deki Amerikan askeri hedeflerine balistik füzelerle karşılık verdi. Ürdün ordusu, ülkeye yönelen 20 füzeden 18’inin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

    ABD ordusundan beş tankere operasyon

    ABD ile İran arasındaki askeri gerilim, enerji taşımacılığının merkezindeki Basra Körfezi ve çevresinde yeniden tırmandı. ABD Merkez Komutanlığının (CENTCOM) açıklamasına göre Amerikan kuvvetleri, 8 Eylül 2026’da İran’a ait beş ham petrol tankerini hedef aldı.

    ABD yönetimi operasyonun, İran güçlerinin bir Amerikan savaş gemisine iki gün içinde düzenlediği füze saldırısı girişimlerine karşılık gerçekleştirildiğini savundu. Amerikan savaş gemisinin saldırılardan zarar görmediği ve ABD personeli arasında can kaybı yaşanmadığı açıklandı.

    CENTCOM, vurulan gemilerin Kivik, Charminar, Horizon 1, Riesco ve Derya adlı tankerler olduğunu duyurdu. Bunlardan dördünün Umman Körfezi’nde, Derya adlı tankerin ise İran’ın önemli petrol ihracat merkezlerinden Harg Adası yakınlarında bulunduğu belirtildi.

    ABD ordusunun açıklamasına göre tankerlerin mürettebatına operasyon öncesinde gemileri terk etmeleri yönünde uyarı yapıldı. Gemilerde bulunan kişilerle ilgili bağımsız kaynaklarca doğrulanmış bir can kaybı bilgisi paylaşılmadı.

    İran’dan Ürdün’deki ABD hedeflerine misilleme

    İran devlet medyası, Amerikan saldırılarının ardından Ürdün’de bulunan ABD askeri hedeflerine füze fırlatıldığını bildirdi. Bu nedenle gelişmenin “İran’ın Ürdün’e saldırısı” şeklinde değil, Ürdün topraklarındaki Amerikan hedeflerine yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

    Ürdün ordusu, ülke hava sahasına yönelen 20 balistik füzeden 18’inin hava savunma sistemleri tarafından önlendiğini, diğer iki füzenin ise yerleşim bulunmayan bölgelere düştüğünü açıkladı. İlk resmî bilgilere göre saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı.

    İran’ın hedeflerde hasar meydana geldiği yönündeki açıklaması ise ABD veya Ürdün makamları tarafından doğrulanmadı. Saldırının yol açtığı olası maddi hasarın boyutu konusunda bağımsız ve kesin bilgi bulunmuyor.

    Karşılıklı saldırılar çatışmayı büyütüyor

    Son operasyonlar, ABD ile İran arasında deniz yolları ve enerji ticareti üzerinden devam eden mücadelenin daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşebileceği endişesini artırdı.

    ABD yönetimi İran’ın savaş gemilerine yönelik saldırılarına karşılık verdiğini belirtirken Tahran, petrol ticaretini ve askerî unsurlarını hedef alan operasyonlara misilleme yapacağını bildiriyor. Tarafların art arda düzenlediği saldırılar, Ürdün başta olmak üzere bölgede Amerikan birliklerine ev sahipliği yapan ülkeleri de doğrudan risk altında bırakıyor.

    Hürmüz Boğazı ve petrol sevkiyatı mercek altında

    Gerilimin merkezinde, dünya petrol ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı bulunuyor. İran’ın deniz trafiğine yönelik yeni kısıtlamalar getirebileceği yönündeki açıklamaları ve petrol tankerlerinin hedef alınması, küresel enerji arzına ilişkin kaygıları güçlendirdi.

    Çatışmaların yoğunlaşmasıyla Brent petrolün varil fiyatı 100 dolar sınırına yaklaştı. Piyasalarda özellikle tanker trafiğinin aksaması, bölgedeki petrol tesislerinin zarar görmesi ve taşıma maliyetlerinin yükselmesi ihtimalleri fiyatlanıyor.

    Bölgede yeni saldırı endişesi

    Washington ve Tahran’dan gelen açıklamalar, kısa vadede gerilimin düşeceğine yönelik güçlü bir işaret vermiyor. İran’ın yeni misillemelerde bulunması veya ABD’nin İran petrol sevkiyatına yönelik operasyonlarını genişletmesi, çatışmanın Körfez ülkelerine ve uluslararası deniz ticaretine daha fazla yansımasına yol açabilir.