YouTube kanalları kapanacak mı?
Devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin YouTube, Instagram ve diğer dijital platformlardan gelir elde etmesine yönelik kısıtlama tartışma yarattı. Ancak düzenleme, sosyal medya kullanmayı veya bilimsel içerik paylaşmayı bütünüyle yasaklamıyor. Asıl sınır; reklam, sponsorluk ve abonelik gibi kazanç sağlayan faaliyetlerde ortaya çıkıyor.
Yeni bir sosyal medya yasağı getirilmedi
Kamuoyuna “akademisyenlere sosyal medya yasağı” şeklinde yansıyan gelişme, yeni çıkarılan bağımsız bir yasaktan ziyade mevcut kamu personeli mevzuatının dijital platformlara nasıl uygulanacağına ilişkin idarî değerlendirmeye dayanıyor.
Basına yansıyan bilgilere göre Cumhurbaşkanlığı tarafından Yükseköğretim Kuruluna iletilen görüşte, internet üzerinden düzenli gelir sağlayan içerik üretiminin kamu görevlileri için yasaklanan ticari veya kazanç getirici faaliyetler kapsamında değerlendirilebileceği belirtildi.
Dolayısıyla akademisyenlerin sosyal medya hesabı açması, video yayımlaması veya ücretsiz bilimsel içerik paylaşması tek başına yasaklanmış değil.
Hangi akademisyenleri kapsıyor?
Tartışmanın merkezinde devlet üniversitelerinde kamu görevlisi statüsüyle çalışan öğretim elemanları bulunuyor.
Vakıf üniversitelerindeki akademisyenler ise kamu görevlileriyle aynı statüde olmadığı için doğrudan aynı kurala tabi değil. Bu kişilerin durumu iş sözleşmeleri, üniversitelerinin iç düzenlemeleri ve özel hukuk hükümlerine göre değerlendiriliyor.
Devlet üniversitesinde çalışan bir akademisyenin üniversite dışında gelir elde etmesi ise 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, kamu personeli mevzuatı ve üniversitenin disiplin hükümleri kapsamında incelenebiliyor.
YouTube kanalı açmak yasak mı?
Hayır. Bir akademisyenin YouTube kanalı açması, podcast hazırlaması, Instagram’da bilgilendirici paylaşımlar yapması veya ücretsiz ders videoları yayımlaması otomatik olarak yasak kapsamına girmiyor.
Sorun, hesabın para kazanma özelliğinin etkinleştirilmesiyle başlayabiliyor. İçerik üretiminin düzenli ve ticari bir faaliyete dönüşmesi, akademisyenin kamu görevi dışında kazanç getirici bir iş yaptığı şeklinde yorumlanabiliyor.
Bu nedenle tartışmanın konusu içerik üretmekten çok, içerikten gelir sağlamak.
Hangi gelir türleri risk altında?
İdarî görüşün geniş yorumlanması durumunda aşağıdaki dijital kazanç modelleri kısıtlama kapsamında değerlendirilebilir:
- YouTube ve benzeri platformlardan alınan reklam gelirleri
- Marka iş birlikleri ve sponsorlu içerikler
- Ücretli üyelik ve abonelik sistemleri
- Canlı yayınlardan elde edilen düzenli gelirler
- Satış ortaklığı bağlantılarından alınan komisyonlar
- İnternet sitesi ve mobil uygulamalardaki reklam kazançları
- Dijital eğitim veya içerik paketlerinin doğrudan satışı
Bağış, hediye, telif ücreti ve tek seferlik ödemelerin durumu ise ödemenin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmek zorunda. Bütün gelirlerin aynı hukuki kapsamda ele alınması mümkün değil.
Kitap ve bilimsel yayın gelirleri de yasak mı?
Akademisyenlerin kitap, makale ve diğer fikrî eserlerden elde ettiği telif gelirleri doğrudan sosyal medya reklam geliriyle aynı nitelikte değil.
Telif hakkından doğan ödemeler, ticari işletme yürütmekten farklı hukuki kurallara tabi olabiliyor. Üniversite bünyesinde gerçekleştirilen danışmanlık, proje, teknopark ve döner sermaye faaliyetleri için de kanunlarda özel yöntemler ve istisnalar bulunuyor.
Bu nedenle “Akademisyen hiçbir ek gelir elde edemez” şeklindeki yorum hukuken fazla geniş kalıyor. Her faaliyet, gelirin kaynağına ve sürekliliğine göre ayrı ayrı incelenmeli.
Vergi ödemek faaliyeti serbest hâle getirir mi?
Sosyal içerik üreticileri için uygulanan vergi istisnasından veya özel banka hesabı sisteminden yararlanmak, kamu personeli açısından faaliyetin otomatik olarak serbest olduğu anlamına gelmiyor.
Bir kazancın vergi mevzuatına uygun biçimde beyan edilmesiyle, kamu görevlisinin o faaliyeti yapmasına izin verilip verilmemesi iki farklı hukuki konu.
Akademisyen gelirini vergilendirmiş olsa bile faaliyet, personel ve disiplin mevzuatı bakımından yasak kabul edilebilir.
Disiplin cezası gündeme gelebilir
Devlet üniversitesinde çalışan bir akademisyenin yasak kapsamına giren ticari veya kazanç getirici faaliyette bulunduğunun belirlenmesi durumunda üniversite yönetimi disiplin soruşturması başlatabilir.
Ancak bunun otomatik biçimde gerçekleşmesi beklenmiyor. Gelirin düzenli olup olmadığı, kişinin ticari organizasyon kurup kurmadığı, faaliyetin kapsamı ve üniversiteden izin alınıp alınmadığı gibi unsurların incelenmesi gerekiyor.
Sadece sosyal medya hesabına sahip olmak veya ücretsiz paylaşım yapmak, tek başına para kazanıldığını kanıtlamıyor.
Akademisyenler kanallarını kapatmak zorunda mı?
Gelir özelliği bulunmayan hesapların kapatılmasını gerektiren genel bir düzenleme açıklanmış değil. Para kazanan akademisyenler açısından ise kanalın tamamen kapatılması yerine reklam ve ücretli üyelik özelliklerinin durdurulması gündeme gelebilir.
Bununla birlikte sponsorluk sözleşmesi bulunan veya platformlardan düzenli ödeme alan akademisyenlerin, üniversitelerinin hukuk ve personel birimlerinden yazılı görüş istemesi önem taşıyor.
Asıl tartışma dijital emeğin statüsü
Mevcut düzenlemeler, sosyal medya platformlarının bugünkü ekonomik yapısından önce hazırlandı. Bu nedenle reklam paylaşımı, içerik üretimi ve dijital abonelik gibi yeni gelir modellerinin klasik “ticaret yapma” kavramına nasıl uygulanacağı konusunda belirsizlik bulunuyor.
Gelişme, akademisyenlerin bilimsel bilgisini toplumla paylaşmasını engelleyecek ölçüde geniş bir yorum yapılabileceği endişesini de beraberinde getirdi.
Sonuç olarak ortada akademisyenlerin sosyal medyaya girmesini yasaklayan genel bir karar yok. Kısıtlama, özellikle devlet üniversitelerindeki akademisyenlerin dijital içerikten ticari veya düzenli gelir elde etmesine odaklanıyor. Uygulamanın gerçek sınırlarını ise üniversitelerin vereceği kararlar ve olası yargı süreçleri belirleyecek.