USD 49,18 ₺ ▲EUR 55,28 ₺ ▲GBP 65,24 ₺ ▲ALTIN 6.534,88 ₺ ▼
ÜST MANŞET

Galatasaray’a çifte müjde

Osimhen ve Lemina için Kasımpaşa planı Galatasaray’da sakatlıkları nedeniyle bir süredir takımdan ayrı kalan Victor Osimhen ile Mario Lemina’nın sahalara dönüş programı…

ÜST MANŞET

Okul tuvaletinde tabanca bulundu

Müdür yardımcısı görevden uzaklaştırıldı İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde BİLSEM ve MESEM öğrencilerinin ortak kullandığı okul binasının tuvaletinde bir tabanca bulundu. Yapılan incelemede silahın…

ÜST MANŞET

Ankara’nın havalimanı metrosunda kritik aşama

36 kilometrelik hat 12 istasyondan geçecek Ankara’nın uzun süredir beklediği Esenboğa Havalimanı metrosu için çalışmalar hız kazandı. Yüksek Hızlı Tren Garı’ndan başlayacak…

ÜST MANŞET

ABD Büyükelçiliğinden dikkat çeken ilan

Doktora yıllık 4,5 milyon TL’ye varan ücret ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, bünyesindeki Sağlık Birimi’nde tam zamanlı çalışacak doktor arıyor. İlanda pozisyon için yıllık…

ÜST MANŞET

“Motovlogcu Dayı”dan acı haber

Cumhur Kahraman kazada hayatını kaybetti Sosyal medyada “Motovlogcu Dayı” adıyla tanınan motosiklet içerik üreticisi Cumhur Kahraman, İzmir’in Dikili ilçesinde geçirdiği trafik kazasının…

MANŞET

Son Haberler
Gündem

Galatasaray’a çifte müjde

Osimhen ve Lemina için Kasımpaşa planı Galatasaray’da sakatlıkları nedeniyle bir süredir takımdan ayrı kalan Victor Osimhen ile Mario Lemina’nın sahalara dönüş programı şekilleniyor. İki futbolcunun millî ara sonrasında…

Haberi oku →
Gündem

Okul tuvaletinde tabanca bulundu

Müdür yardımcısı görevden uzaklaştırıldı İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde BİLSEM ve MESEM öğrencilerinin ortak kullandığı okul binasının tuvaletinde bir tabanca bulundu. Yapılan incelemede silahın okulda görev yapan müdür yardımcısına ait…

Haberi oku →
Gündem

“Motovlogcu Dayı”dan acı haber

Cumhur Kahraman kazada hayatını kaybetti Sosyal medyada “Motovlogcu Dayı” adıyla tanınan motosiklet içerik üreticisi Cumhur Kahraman, İzmir’in Dikili ilçesinde geçirdiği trafik kazasının ardından yaşamını yitirdi. Kahraman’ın ölüm haberi,…

Haberi oku →
Gündem

Polisan Kansai Boya’da Japon hâkimiyeti

93 milyon dolarlık devre Rekabet Kurulu onayı Türkiye’nin köklü boya şirketlerinden Polisan Kansai Boya’nın ortaklık yapısını değiştirecek satış işleminde kritik aşama geçildi. Rekabet Kurulu, Marmara Holding’in şirkette sahip…

Haberi oku →
Gündem

Kozinoğlu dosyasında dikkat çeken gelişme

Eski cezaevi doktoru evinde ölü bulundu Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrolle serbest bırakılan eski cezaevi kampüs…

Haberi oku →
Gündem

Moskova’dan S-400 devrine koşullu kapı

Rusya’nın onayı ve “dost ülke” şartı Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin envanterindeki S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesinin mümkün olabileceğini açıkladı. Ancak Moskova’nın yaklaşımı koşulsuz…

Haberi oku →
Gündem

Meclis yoğun gündemle açılıyor

Fon soruşturması, sigara düzenlemesi ve 13. Yargı Paketi masada Türkiye Büyük Millet Meclisi, 28. Dönem 5. Yasama Yılı için 1 Ekim 2026’da yeniden açılacak. Yeni dönemde fon soruşturmasına…

Haberi oku →
Gündem

Kırıkkale’de Atatürk büstüne balyozlu zarar

Yakalanan şüpheli tutuklandı Kırıkkale’de bir ortaokulun bahçesindeki Atatürk büstüne balyozla zarar verdiği öne sürülen M.Y.K., polis ekipleri tarafından okul çevresinde yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.…

Haberi oku →

Politika

Politika

Mansur Yavaş’ın istifası

Mansur Yavaş’ın istifası sonrası Selvi’den iddialı seçim yorumu: “Erdoğan’a hayırlı olsun” Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa ederek…

Dünya

Dünya

ABD Büyükelçiliğinden dikkat çeken ilan

Doktora yıllık 4,5 milyon TL’ye varan ücret ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, bünyesindeki Sağlık Birimi’nde tam zamanlı çalışacak doktor arıyor. İlanda pozisyon için yıllık 83 bin…

Medya & Spor

Medya & Spor

Galatasaray’a çifte müjde

Osimhen ve Lemina için Kasımpaşa planı Galatasaray’da sakatlıkları nedeniyle bir süredir takımdan ayrı kalan Victor Osimhen ile Mario Lemina’nın sahalara dönüş programı şekilleniyor. İki…

Yerel

Yerel

İstanbul’da pazar trafiğine yarış düzenlemesi

5 ilçede bazı yollar kapatıldı İstanbul’da düzenlenen bisiklet yarışı ve koşu etkinlikleri nedeniyle kentin iki yakasında geçici trafik düzenlemesine gidildi. Beykoz, Ümraniye, Beşiktaş, Beyoğlu…

Blog

  • İstanbul’da pazar trafiğine yarış düzenlemesi

    İstanbul’da pazar trafiğine yarış düzenlemesi

    5 ilçede bazı yollar kapatıldı

    İstanbul’da düzenlenen bisiklet yarışı ve koşu etkinlikleri nedeniyle kentin iki yakasında geçici trafik düzenlemesine gidildi. Beykoz, Ümraniye, Beşiktaş, Beyoğlu ve Fatih’teki bazı yollar saat 06.00’dan itibaren araç trafiğine kapatılırken sürücülere alternatif güzergâhları kullanmaları çağrısı yapıldı.

    İki büyük etkinlik ulaşımı etkiledi

    Trafik tedbirlerinin, “L’Étape Türkiye by Tour de France” bisiklet yarışı ile “Bir Adım Daha” koşusu kapsamında alındığı bildirildi.

    Bisiklet yarışının güzergâhı nedeniyle Beykoz, Ümraniye ve Beşiktaş’ta; koşu etkinliği dolayısıyla da Fatih ve Beyoğlu’nda bazı yollar araç geçişine kapatıldı. Kısıtlamaların etkinlikler sona erinceye kadar uygulanacağı açıklandı.

    FSM Köprüsü ve TEM bağlantıları için uyarı

    Bisiklet yarışı kapsamında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile TEM Otoyolu’nun bazı bölümlerinde de trafik düzenlemesi yapıldı.

    TEM Güney Maslak ayrımından başlayarak Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinden TEM Güney Çamlık ayrımlarına kadar uzanan güney yönü ve bu güzergâha bağlanan yollar araç trafiğine kapatıldı.

    Bu bölgede seyahat edecek sürücülere Büyükdere Caddesi, Anadolu Hisarı ve Kuzey Marmara Otoyolu’nu kullanmaları tavsiye edildi.

    Fatih ve Beyoğlu’nda kapatılan yollar

    Koşu organizasyonu nedeniyle Fatih’te şu güzergâhlarda trafik kısıtlaması uygulandı:

    • Kadir Has Caddesi’nin Eyüpsultan yönü
    • Abdülezelpaşa Caddesi’nin Eyüpsultan yönü
    • Ayvansaray Caddesi’nin Eyüpsultan yönü
    • Ragıp Gümüşpala Caddesi’nin Atatürk Bulvarı bağlantısı
    • Atatürk Köprüsü’nün Fatih yönü

    Beyoğlu’nda ise Refik Saydam Caddesi ile Tersane Caddesi’nden Atatürk Köprüsü’ne bağlanan yolların araç trafiğine kapatıldığı bildirildi.

    Alternatif güzergâhlar açıklandı

    Fatih ve Beyoğlu arasında yolculuk yapacak sürücüler için Fevzipaşa Caddesi ile Galata Köprüsü alternatif güzergâh olarak gösterildi.

    Anadolu ve Avrupa yakaları arasında geçiş yapacak sürücülerin ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çevresindeki düzenlemeyi dikkate alarak Kuzey Marmara Otoyolu ve uygun diğer köprü bağlantılarına yönelmeleri istendi.

    Kapanışlar etkinlik sonuna kadar sürecek

    İstanbul Emniyet Müdürlüğünün açıklamasına göre yollar saat 06.00’dan itibaren trafiğe kapatıldı. Kısıtlamaların organizasyonların tamamlanmasının ve gerekli güvenlik kontrollerinin ardından kademeli olarak kaldırılması bekleniyor.

    Sürücülerin yola çıkmadan önce güncel trafik yoğunluğunu kontrol etmeleri, trafik işaretleri ile görevli ekiplerin yönlendirmelerine uymaları ve mümkün olduğu durumlarda toplu taşıma araçlarını tercih etmeleri önerildi.

  • Alihan Kuriş soruşturmasında yeni dalga

    Alihan Kuriş soruşturmasında yeni dalga

    29 şüpheli için gözaltı, 23 şirkete kayyum kararı

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Alihan Kuriş’in liderliğini yaptığı iddia edilen yapıya yönelik yürütülen soruşturmada yeni bir operasyon başlatıldı. Soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken bağlantılı olduğu değerlendirilen 23 şirkete kayyum atanması kararlaştırıldı.

    Dördüncü dalga operasyon başlatıldı

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/153745 sayılı soruşturması kapsamında yürütülen operasyonun dördüncü dalgası, 20 Eylül sabahı saat 06.00 itibarıyla başlatıldı.

    Haklarında gözaltı kararı verilen şüphelilerin ev ve iş yerlerinde arama yapıldı. Dijital materyaller, mali kayıtlar ve soruşturmayla bağlantılı olabileceği değerlendirilen belgelere incelenmek üzere el konuldu.

    Gözaltı kararı verilmesi, şüphelilerin tamamının yakalandığı anlamına gelmiyor. Operasyonun sonuçlarına ve kaç kişinin gözaltına alındığına ilişkin güncel bir sayı henüz paylaşılmadı.

    Beş ayrı suçlama dosyada

    Başsavcılığın açıklamasına göre soruşturma şu suçlamalar üzerinden yürütülüyor:

    • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme
    • Suç örgütüne üye olma
    • Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama
    • Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
    • Vergi Usul Kanunu’na muhalefet

    Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkındaki bu isnatlar, soruşturma makamlarının iddialarını ifade ediyor. Kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığı sürece şüpheliler suçlu kabul edilemez.

    Kayıt dışı para transferi iddiası

    Savcılık, soruşturmada ulaşıldığı belirtilen deliller doğrultusunda bazı kişi ve şirketlerin yapının yurt içi ve yurt dışındaki para ve mal varlığı hareketlerini organize ettiğini ileri sürdü.

    Şüphelilerin kayıt dışı finansal transferleri kolaylaştırdığı ve suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin aklanmasına yönelik faaliyetlerde bulunduğu iddia edildi.

    Dosyada kayıt dışı para ve menkul değer transferlerinin yanı sıra bazı resmî ve bürokratik işlemler için danışmanlık faaliyetleri yürütüldüğüne ilişkin bulguların bulunduğu açıklandı.

    Taşınır ve taşınmazların düşük bedelle alındığı öne sürüldü

    Başsavcılığın açıklamasında, yapının ihtiyaç duyduğu taşınır ve taşınmazların gerçek değerlerinden daha düşük bedellerle temin edilmesine aracılık edildiği iddiasına da yer verildi.

    Bu işlemlerin kimler tarafından gerçekleştirildiği, hangi mal varlıklarını kapsadığı ve kamu zararına neden olup olmadığı soruşturma kapsamında inceleniyor.

    Mali Suçları Araştırma Kurulu raporları, banka hareketleri, tapu kayıtları ve şirketlerin ticari işlemlerinin dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirileceği belirtiliyor.

    Yardım sevkiyatlarına nakit gizlendiği iddiası

    Soruşturmadaki en dikkat çekici iddialardan biri, yurt dışına gönderilen yardım sevkiyatlarının içinde nakit para taşındığı yönünde oldu.

    Savcılık, suçtan elde edildiği değerlendirilen paraların lojistik şirketleri ve “güvenilir kurye” olarak tanımlanan kişiler üzerinden yurt dışına gönderildiğine ilişkin delillere ulaşıldığını bildirdi.

    Para hareketlerinin bir bölümünün çevrim içi ödeme sistemleri, önemli bir bölümünün ise lojistik firmaları aracılığıyla kayıt dışı biçimde gerçekleştirildiği ileri sürüldü.

    Bazı kişi ve şirketlerin de bu işlemlere danışmanlık hizmeti görüntüsü vererek para transferlerini yasal hale getirmeye çalıştığı iddia edildi.

    Seçim süreçleri de incelemeye alındı

    Başsavcılık, ele geçirilen dijital materyaller, tanık anlatımları ve mali kayıtların incelenmesi sonucunda şüphelilerin Türkiye’deki seçim süreçlerini etkilemeye yönelik organizasyonel ve finansal faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin bulgulara ulaşıldığını açıkladı.

    Bu iddianın ayrıntıları, hangi seçimleri veya faaliyetleri kapsadığı ve somut olarak hangi şüphelilerle ilişkilendirildiği açıklanmadı.

    Savcılık, söz konusu bulgulara ilişkin incelemenin çok yönlü olarak devam ettiğini bildirdi.

    23 şirkete kayyum atandı

    Soruşturma kapsamında yapı ile bağlantılı olduğu değerlendirilen farklı sektörlerde faaliyet gösteren 23 şirkete kayyum atanmasına karar verildi.

    Kayyum kararı; şirketlerin mali hareketlerinin denetlenmesi, mevcut varlıkların korunması ve şirket yönetiminin mahkeme tarafından belirlenen kişilerce yürütülmesi amacı taşıyor.

    Bir şirkete kayyum atanması, şirketin kesin olarak suç işlediğinin tespit edildiği veya mal varlığının devlete geçtiği anlamına gelmiyor. Şirketlerle ilgili nihai hukuki durum, soruşturma ve yargılama sürecinin sonunda belli olacak.

    Soruşturma çok yönlü sürdürülüyor

    Emniyet birimlerinin aramalarda ele geçirdiği dijital veriler ile ticari belgelerin incelemeye alınacağı bildirildi. Şüphelilerin savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakılma, adli kontrol veya tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilme seçenekleri gündeme gelebilecek.

    Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni gözaltı, arama veya mal varlığı tedbiri kararlarının verilip verilmeyeceği henüz bilinmiyor.

  • Savaşın ağırlık merkezi gökyüzüne kaydı

    Savaşın ağırlık merkezi gökyüzüne kaydı

    Drone ve füze dalgaları kara cephesini gölgede bıraktı

    Rusya-Ukrayna Savaşı’nda uzun menzilli drone ve füze saldırıları yeni bir boyuta ulaştı. Ukrayna, savaşın başından bu yana Moskova’ya yönelik en geniş çaplı hava saldırısını gerçekleştirirken Rusya da Kyiv ve çevresini jet motorlu insansız hava araçlarıyla hedef alıyor. Kara çatışmaları sona ermiş değil ancak savaşın stratejik etkisi giderek cephe hattının yüzlerce kilometre ötesinde hissediliyor.

    Moskova’ya savaşın en büyük drone saldırısı

    Ukrayna, Rusya’daki parlamento seçimlerinin son gününde Moskova ve çevresine büyük bir drone saldırısı düzenledi.

    Rus makamlarının açıklamasına göre cumartesi gününden itibaren ülke genelinde 1600’den fazla insansız hava aracı etkisiz hale getirildi. Bu araçların yaklaşık 450’sinin Moskova bölgesine yöneldiği ileri sürüldü.

    Bu rakamlar Rus yetkililer tarafından açıklandı ve bağımsız kaynaklarca bütünüyle doğrulanamadı. Ancak saldırının, 2022’de başlayan savaşın ardından Rusya’nın başkentine yönelik en geniş çaplı hava operasyonlarından biri olduğu değerlendiriliyor.

    Petrol rafinerisi ve lojistik tesisleri hedefteydi

    Moskova’daki bir petrol rafinerisinin saldırıda hasar gördüğü bildirildi. Başkent çevresindeki bir apartmanda da hasar meydana gelirken Ramenskoye bölgesinde yaklaşık 400 kişi tedbir amacıyla tahliye edildi.

    Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, operasyonda insansız hava araçlarının yanı sıra ülkesinde geliştirilen Flamingo ve Pelican tipi füze sistemlerinin kullanıldığını açıkladı.

    Kyiv yönetimi, saldırıların sivil yerleşimleri değil Rusya’nın savaş kapasitesini destekleyen petrol, savunma sanayisi ve lojistik altyapısını hedeflediğini belirtiyor. Moskova ise saldırının seçim sürecini aksatmayı amaçladığını savunuyor.

    Rus yetkililer, Moskova bölgesindeki saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini ve yaralananların bulunduğunu bildirdi.

    Rusya, Kyiv bölgesini vurdu

    Ukrayna’nın Rusya’daki hedeflere yönelik operasyonuyla aynı gece Rus ordusu da Kyiv ve çevresine drone saldırıları gerçekleştirdi.

    Ukraynalı yetkililer, Kyiv bölgesindeki saldırılarda üç çocuk ile bir kadının hayatını kaybettiğini açıkladı. Beş farklı ilçede evler, sanayi tesisleri, altyapı unsurları, tarım işletmeleri ve araçların zarar gördüğü belirtildi.

    Taraflar, sivil yerleşimleri kasıtlı olarak hedeflemediklerini savunsa da uzun menzilli saldırılarda yaşam alanları zarar görmeye ve siviller hayatını kaybetmeye devam ediyor.

    Jet motorlu dronelar yeni tehdit oluşturuyor

    Rusya’nın son dönemde daha hızlı jet motorlu insansız hava araçlarını yoğun biçimde kullanması, Ukrayna’nın hava savunmasındaki baskıyı artırdı.

    Reuters’ın aktardığı bilgilere göre yeni nesil araçlar saatte 400 kilometrenin üzerine çıkabiliyor. Ukrayna’nın daha yavaş Shahed tipi dronelara karşı geliştirdiği düşük maliyetli önleme sistemleri, jet motorlu modeller karşısında aynı başarıyı gösteremiyor.

    Ukraynalı yetkililer, eski tip dronelara karşı önleme oranının yaklaşık yüzde 90’a ulaştığını ancak daha hızlı araçlar için geliştirilen önleme dronelarının testlerde kontrol sorunları yaşadığını belirtiyor.

    Rusya’nın ayda yaklaşık 3 bin jet motorlu drone üretme kapasitesine ulaştığı öne sürülüyor. Bu rakam bağımsız olarak doğrulanmış değil ancak ağustos ayında Ukrayna’ya 2 bin 850’ye varan sayıda yeni nesil drone gönderildiği bildirildi.

    Ukrayna enerji altyapısına odaklanıyor

    Ukrayna, Rusya’nın petrol gelirini ve askerî lojistik kapasitesini azaltmak amacıyla rafineriler ile enerji altyapısına yönelik saldırılarını sıklaştırdı.

    Operasyonlarda tesislerin tamamını vurmak yerine onarılması güç kritik bileşenlerin hedef alındığı belirtiliyor. Aynı noktaların tamir çalışmaları tamamlanmadan yeniden vurulması, tesislerin daha uzun süre devre dışı kalmasına yol açabiliyor.

    Rusya’daki rafinerilere yönelik saldırıların bazı bölgelerde akaryakıt tedarikini zorlaştırdığı ve fiyatların yükselmesine neden olduğu bildiriliyor.

    Kara cephesi sona ermedi

    Hava saldırılarındaki büyük artışa rağmen kara savaşının yerini tamamen drone ve füzelerin aldığını söylemek mümkün değil. Doğu ve güney cephelerinde piyade, topçu ve zırhlı birlikler arasındaki çatışmalar sürüyor.

    Savaş Araştırmaları Enstitüsüne göre Rus ordusu, sonbaharda Dobropillya yönünde gerçekleştirilebilecek yeni mekanize saldırılar için zırhlı araçlar ve drone birlikleri bölgeye sevk ediyor.

    Rusya’nın aynı bölgede yaklaşık 1200 drone operatörü konuşlandırdığı ve insansız hava araçlarını kara birliklerinin önünü açmak için kullanmayı planladığı değerlendiriliyor.

    Dolayısıyla hava sistemleri kara birliklerinin yerini almak yerine keşif, hedef tespiti, lojistik hatların kesilmesi ve mekanize operasyonların desteklenmesi amacıyla savaşın bütün aşamalarına yayılıyor.

    Cephe hattı yüzlerce kilometre genişledi

    Savaşın ilk yıllarında çatışmalar büyük ölçüde Ukrayna’nın doğusu ve güneyindeki belirli hatlarda yoğunlaşıyordu. Uzun menzilli droneların seri üretime geçmesiyle enerji santralleri, rafineriler, demir yolları, mühimmat depoları ve hava üsleri cepheden yüzlerce kilometre uzakta olsa bile hedef haline geldi.

    Ukrayna’nın Rusya içindeki hedeflere ulaşabilen sistemler geliştirmesi, savaşın Moskova çevresinde de günlük yaşamı etkilemesine yol açtı. Rusya ise Ukrayna’nın enerji, ulaşım ve sanayi altyapısını baskı altına almak için yoğun drone ve füze saldırılarını sürdürüyor.

    Ucuz dronelar pahalı savunma sistemlerini zorluyor

    Drone savaşının büyümesinde maliyet farkı önemli rol oynuyor. Nispeten düşük maliyetlerle üretilen insansız hava araçlarının pahalı hava savunma füzeleriyle düşürülmesi, savunma tarafı için sürdürülebilirlik sorunu yaratıyor.

    Ukrayna, bu nedenle daha ucuz önleme droneları, elektronik harp sistemleri ve yapay zekâ destekli hedefleme teknolojileri geliştirmeye çalışıyor. Rusya da üretim kapasitesini artırırken daha hızlı, daha uzun menzilli ve elektronik karıştırmaya dayanıklı sistemlere yöneliyor.

    Gelinen aşamada savaş yalnızca siperlerin ve kara birliklerinin mücadelesi olmaktan çıkmış durumda. Ancak hava saldırılarının öne çıkması, kara cephesinin ortadan kalktığı değil, savaşın daha geniş bir coğrafyaya ve çok katmanlı bir teknoloji mücadelesine dönüştüğü anlamına geliyor.

  • Altında faiz ezberi bozuldu

    Altında faiz ezberi bozuldu

    Fed artırımına rağmen yükseldi, hedefler yeniden şekilleniyor

    Altın piyasasında geleneksel fiyatlama kalıpları değişmeye başladı. ABD Merkez Bankasının faiz artırmasına ve tahvil getirilerinin yükselmesine rağmen ons altının haftayı kazançla tamamlaması dikkat çekti. Merkez bankalarının alımları ve yatırımcı talebi fiyatları desteklerken büyük finans kuruluşlarının uzun vadeli beklentileri yeniden gündeme geldi.

    Gram altın 6 bin 865 lirayı aştı

    20 Eylül 2026 sabahı itibarıyla gram altın serbest piyasada yaklaşık 6 bin 865 lira seviyesinde işlem gördü. Çeyrek altının satış fiyatı 11 bin 225 lira, yarım altının satış fiyatı ise 22 bin 451 lira civarında hesaplandı.

    Fiyatlar; piyasa, banka ve kuyumcular arasındaki makas nedeniyle farklılık gösterebiliyor. Hafta sonlarında uluslararası piyasalar kapalı olduğu için iç piyasadaki alış ve satış rakamları da kurumlara göre değişebiliyor.

    Uluslararası piyasada spot altın, haftanın son işlem gününde yüzde 1’in üzerinde yükselerek 4 bin 390 dolar civarına çıktı. ABD altın vadeli işlemleri ise haftayı yaklaşık 4 bin 386 dolar seviyesinde tamamladı.

    Fed faiz artırdı, altın haftayı yükselişle kapattı

    ABD Merkez Bankası, eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırdı. Normal koşullarda faizlerin yükselmesi, yatırımcısına düzenli getiri sağlamayan altın üzerinde baskı oluşturuyor.

    Yüksek faizler tahvil ve mevduat gibi getirili araçları daha cazip hale getirirken doları da destekleyebiliyor. Bu nedenle altın ile faiz beklentileri arasında genellikle ters yönlü bir ilişki bulunuyor.

    Ancak son haftadaki fiyat hareketi bu genel kabulü bozdu. Altın, Fed’in faiz artırımının ardından önce gerilese de kayıplarını kısa sürede geri aldı ve haftalık bazda değer kazandı.

    Analistler, faiz artırımının büyük ölçüde önceden fiyatlanmasını ve altına yönelik güçlü yatırım talebini bu direncin başlıca nedenleri arasında gösteriyor.

    Çin kaynaklı talep fiyatları destekliyor

    Altının yükselişinde Çin piyasasından gelen talebin önemli rol oynadığı belirtiliyor. Çin merkezli altın fonlarına para girişinin sürmesi ve ülke içindeki fiyatların güçlü kalması, uluslararası piyasaya destek sağlıyor.

    Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme amacıyla yaptığı alımlar da altının uzun vadeli görünümünü etkiliyor. Dünya Altın Konseyinin daha önce yayımladığı ankette, merkez bankalarının yüzde 45’inin altın rezervlerini artırmayı planladığı belirtilmişti.

    2026’nın ikinci çeyreğinde merkez bankalarının toplam 289 ton altın aldığı ve bu miktarın o dönemde yaklaşık 45 milyar dolarlık değere karşılık geldiği hesaplandı.

    Goldman Sachs 5 bin 400 doları işaret ediyor

    Goldman Sachs, altının 2027 yılı sonuna kadar ons başına 5 bin 400 dolara ulaşabileceğine ilişkin tahminini koruyor. Banka, kısa vadede sıkı para politikasının fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceğini ancak yapısal talebin yükseliş potansiyelini desteklediğini değerlendiriyor.

    JPMorgan’ın daha önce açıklanan tahmininde ise altının 2026 sonuna kadar 6 bin 300 dolara ulaşabileceği öngörülmüştü. Kuruluş, uzun vadeli denge fiyatı tahminini de 4 bin 500 dolara yükseltmişti.

    UBS, yılın başında mart, haziran ve eylül dönemleri için 6 bin 200 dolarlık hedef açıklamış; jeopolitik gerilimin artması halinde 7 bin 200 dolara kadar uzanan bir senaryoya yer vermişti.

    Ancak yıl içerisindeki gelişmeler, tahminlerin aynı yönde hareket etmediğini gösterdi.

    Bankaların tahminleri arasında büyük fark var

    Altına ilişkin bütün tahminler yükselişe işaret etmiyor. Bank of America, Fed’in daha sıkı bir politika izleyeceği beklentisiyle 2026 yılı ortalama ons altın tahminini yüzde 14 azaltarak 4 bin 360 dolara çekmişti.

    HSBC de 2026 yılı ortalama tahminini 4 bin 864 dolardan 4 bin 560 dolara, 2027 beklentisini ise 5 bin dolardan 4 bin 925 dolara indirmişti.

    Reuters’ın temmuz ayında 29 analist ve yatırımcıyla gerçekleştirdiği ankette 2026 yılı medyan tahmini 4 bin 509 dolar olarak hesaplanmıştı. Bu rakam, üç ay önceki ankette ortaya çıkan 4 bin 916 dolarlık tahminin altında kalmıştı.

    Dolayısıyla “tahminler yükseldi” değerlendirmesi bütün kurumlar için geçerli değil. Bazı bankalar uzun vadeli hedeflerini yüksek tutarken bazıları faiz ve dolar görünümü nedeniyle beklentilerini aşağı yönlü güncelledi.

    Altının faizle ilişkisi neden zayıflıyor?

    Altının yalnızca Fed’in faiz kararlarına göre hareket etmemesinde birden fazla unsur etkili oluyor:

    • Merkez bankalarının rezervlerini dolardan çeşitlendirmesi
    • Çin başta olmak üzere Asya’dan gelen yatırım talebi
    • Altın fonlarına yönelik para girişleri
    • Jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki belirsizlik
    • ABD’nin borçluluğu ve bütçe açığına ilişkin endişeler
    • Küresel para birimlerine duyulan güvenin değişmesi

    Bu unsurlar, faiz ve tahvil getirileri yükselse bile altına yönelik talebin tamamen ortadan kalkmasını engelleyebiliyor.

    Gram altında dolar kuru belirleyici olacak

    Türkiye’de gram altının fiyatı yalnızca ons altına bağlı değil. Dolar/TL kurundaki hareketler de gram fiyatını doğrudan etkiliyor.

    Ons altında gerileme yaşansa bile döviz kurundaki yükseliş gram altının pahalılaşmasına yol açabilir. Tersi durumda, ons yükselirken kurun gerilemesi gram fiyatındaki artışı sınırlayabilir.

    Bu nedenle uluslararası kuruluşların ons altına ilişkin tahminlerini doğrudan gram altın hedefi gibi değerlendirmek yanıltıcı olabilir.

    Oynaklığın sürmesi bekleniyor

    Piyasaların önümüzdeki dönemde ABD enflasyon verilerine, Fed yetkililerinin açıklamalarına, petrol fiyatlarına, merkez bankası alımlarına ve jeopolitik gelişmelere odaklanması bekleniyor.

    Kuruluşların tahminleri belirli ekonomik senaryolara dayanıyor ve gerçekleşme garantisi taşımıyor. Altın fiyatları, faiz ve döviz piyasasındaki ani değişimlere bağlı olarak her iki yönde de sert hareket edebilir.

    Bu haber yatırım tavsiyesi değildir.

  • Ankara–Kampala hattında gerilim

    Ankara–Kampala hattında gerilim

    Uganda, Türkiye ile askerî iş birliğini askıya aldı

    Uganda Halk Savunma Kuvvetleri, Türkiye ile yürütülen askerî ve savunma iş birliğinin derhal askıya alındığını duyurdu. Kararın gerekçesi resmî açıklamada ayrıntılandırılmazken Uganda’nın Somali politikası ve Türkiye’de yaşayan hükümet karşıtı aktivist Fred Lumbuye üzerinden iki ülke arasında bir süredir gerilim yaşandığı belirtiliyor.

    “Karar derhal yürürlüğe girdi”

    Uganda Halk Savunma Kuvvetleri (UPDF) adına açıklamayı, Savunma ve Gaziler Bakanlığı Savunma Halkla İlişkiler Direktör Vekili Albay Chris Magezi yaptı.

    Magezi, Uganda’nın Türkiye ile bütün savunma ve askerî iş birliğini derhal geçerli olmak üzere askıya aldığını bildirdi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Uganda Halk Savunma Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti ile her türlü savunma ve askerî iş birliğini derhal yürürlüğe girmek üzere askıya almıştır.”

    Kararın, iki ülke arasındaki “savunma ve askerî iş birliğine ilişkin çözülmemiş meseleler” ele alınana kadar yürürlükte kalacağı belirtildi.

    Anlaşmazlık konuları açıklanmadı

    UPDF’nin açıklamasında, askıya alma kararına yol açan sorunların ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi verilmedi.

    Kararın mevcut askerî eğitim programlarını, savunma sanayisi projelerini, ekipman tedarikini veya imzalanmış sözleşmeleri nasıl etkileyeceği de henüz açıklanmadı.

    Uganda yönetiminin kararı yalnızca askerî ve savunma alanlarıyla sınırlı tuttuğu görülüyor. Ticaret, yatırım, eğitim ve altyapı gibi diğer iş birliği alanlarının ya da iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin askıya alındığına ilişkin bir duyuru yapılmadı.

    Türkiye’den henüz resmî yanıt gelmedi

    Haberin hazırlandığı sırada Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı veya Kampala Büyükelçiliği tarafından Uganda’nın kararına ilişkin kamuoyuna açık bir açıklama yayımlanmadı.

    Ankara’nın kararın kapsamı, gerekçesi ve yürürlükteki anlaşmalara etkisi konusunda Uganda makamlarından bilgi talep edip etmediği de bilinmiyor.

    Türkiye tarafından yapılacak resmî açıklamanın, askerî iş birliğinin geleceği ve mevcut projelerin durumu açısından belirleyici olması bekleniyor.

    Fred Lumbuye gerilimin merkezinde

    Karar, Uganda hükümetini eleştiren ve Türkiye’de yaşadığı belirtilen aktivist Fred Lumbuye’nin iade edilmesi talebiyle Kampala’daki Türk Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteriden bir gün sonra açıklandı.

    Ugandalı yetkililer ve hükümet destekçileri, Lumbuye’yi internet üzerinden hükümet karşıtı propaganda yapmak, halkı kışkırtmak ve siber suç işlemekle suçluyor. Ancak bu suçlamalara ilişkin Türkiye’de kesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğuna dair kamuoyuna açıklanmış bir bilgi yok.

    Lumbuye’nin Türkiye’deki hukuki statüsü de belirsizliğini koruyor.

    Gösteriyi, Uganda Genelkurmay Başkanı General Muhoozi Kainerugaba’nın başkanlığını yaptığı Uganda Yurtseverler Birliği organize etti. Göstericiler, Lumbuye’nin Uganda’ya iade edilmesini talep etti.

    UPDF açıklamasında ise Lumbuye’nin adı geçirilmedi ve iade talebinin askıya alma kararının doğrudan nedeni olduğu belirtilmedi.

    Somali politikası da tartışma konusu

    İki ülke arasındaki gerilimin diğer boyutunu Somali oluşturuyor. Uganda ordusu, 2007’den bu yana Afrika Birliği bünyesindeki farklı misyonlarla Somali’de Eş-Şebab’a karşı yürütülen operasyonlarda görev alıyor.

    Türkiye ise Somali’de askerî eğitim, altyapı, liman ve havalimanı işletmeciliği, ticaret ve enerji alanlarında önemli bir varlık gösteriyor.

    Uganda Genelkurmay Başkanı Kainerugaba, daha önce yaptığı açıklamalarda Uganda’nın Somali’nin güvenliğine uzun süredir katkı sağladığını belirterek Türkiye’nin ülkedeki ekonomik faaliyetlerini eleştirmişti.

    Bununla birlikte UPDF’nin son açıklamasında Somali de kararın resmî gerekçeleri arasında gösterilmedi. Lumbuye ve Somali başlıkları, karar öncesinde yaşanan gerilimin unsurları olarak değerlendiriliyor.

    İş birliği 16 farklı alanı kapsıyordu

    Türkiye ile Uganda arasında askerî iş birliği mutabakatı 1 Haziran 2016’da imzalanmış, anlaşmanın onaylanmasına ilişkin kanun daha sonra TBMM’de kabul edilmişti.

    Mutabakat; askerî eğitim, savunma sanayisi, ortak tatbikatlara ve eğitimlere katılım, muharip olmayan operasyonlar, personel değişimi, elektronik bilgi sistemleri ve siber savunma dahil 16 farklı alanda iş birliği öngörüyordu.

    İki ülke ayrıca savunma sanayisi ve askerî eğitim alanlarında ilişkilerini genişletmek için farklı anlaşmalar üzerinde çalışmıştı. Ugandalı askerî yetkililer, daha önce Türk savunma sanayisinin gelişimini övmüş ve iş birliğini artırmak istediklerini açıklamıştı.

    Kararın uygulamadaki karşılığı bekleniyor

    Uganda ordusunun duyurusu siyasi açıdan önemli bir mesaj taşısa da kararın hangi anlaşmaları ve projeleri kapsadığı henüz net değil.

    Mevcut savunma sözleşmelerinin durdurulup durdurulmayacağı, eğitim amacıyla iki ülkede bulunan askerî personelin durumu ve kararın hükümetler arası anlaşmalara nasıl yansıyacağı gelecek açıklamalarla belli olacak.

  • Kadir İnanır’ın mirası gündemde

    Kadir İnanır’ın mirası gündemde

    Koleksiyon iddiaları konuşuluyor, vasiyet duruşması ertelendi

    Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Kadir İnanır’ın vefatının ardından mal varlığı ve özel koleksiyonlarına ilişkin çeşitli iddialar gündeme geldi. Sanatçının üç ayrı vasiyetnamesinin açılması için 17 Eylül’de yapılması planlanan duruşma, bazı aile üyelerine tebligat ulaştırılamaması nedeniyle 17 Aralık’a ertelendi.

    Vasiyet duruşması 17 Aralık’a bırakıldı

    Kadir İnanır’ın farklı tarihlerde hazırladığı belirtilen vasiyetnamelerin, 17 Eylül 2026 Perşembe günü saat 10.40’ta Beykoz Adliyesi’nde açılması bekleniyordu.

    Ancak bazı aile üyelerine gerekli tebligatların ulaştırılamaması nedeniyle duruşma gerçekleştirilemedi. Vasiyetnamelerin açılmasına ilişkin duruşmanın 17 Aralık 2026 tarihinde saat 09.30’da yapılmasına karar verildiği bildirildi.

    Bu nedenle İnanır’ın mirasını kimlere bıraktığına ilişkin kesin ve resmî bilgiler henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.

    Üç ayrı vasiyetname bulunduğu belirtiliyor

    Basına yansıyan bilgilere göre Kadir İnanır, ilk vasiyetnamesini 2015 yılında hazırladı. Sanatçının 2022 yılında ise noter huzurunda iki farklı vasiyetname daha düzenlediği ileri sürüldü.

    Sonraki tarihli belgelerin önceki vasiyetnameyi tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığı veya yalnızca bazı maddelerini değiştirip değiştirmediği, mahkemedeki inceleme sonucunda netleşecek.

    Vasiyetnamelerin açılması, belgelerdeki taleplerin hiçbir itiraz olmadan doğrudan uygulanacağı anlamına gelmiyor. Yasal mirasçıların saklı payları ve olası itirazları da hukuki süreçte değerlendirilebilecek.

    “Serveti ortaya çıktı” haberleri gerçeği yansıtıyor mu?

    Kadir İnanır’ın toplam servetinin ne kadar olduğuna ilişkin resmî makamlarca açıklanmış bir değer bulunmuyor. Sanatçının banka hesaplarında yüksek miktarda para ve farklı bölgelerde gayrimenkulleri olduğu öne sürülse de bunların sayısı, konumu ve toplam değeri doğrulanmış değil.

    Bu nedenle bazı haberlerde kullanılan “serveti ortaya çıktı” ifadesi, mevcut bilgiler açısından kesinlik taşımıyor. Mirasın kapsamı ancak tereke tespiti, tapu ve banka kayıtlarının incelenmesi ile diğer hukuki işlemlerin tamamlanmasının ardından netleşebilecek.

    25 lüks saat iddiası

    Basında yer alan iddialara göre İnanır’ın yaklaşık 25 parçadan oluşan bir lüks saat koleksiyonu bulunuyor. Bu saatlerin önemli bölümünün Rolex marka olduğu öne sürülüyor.

    Ancak koleksiyondaki saatlerin marka ve modellerini gösteren resmî bir envanter açıklanmadı. Saatlerin güncel piyasa değerinin ne kadar olduğu da bilinmiyor.

    Dolayısıyla koleksiyonun büyüklüğü ve değeri hakkındaki rakamlar, mahkeme veya mirasçılar tarafından doğrulanıncaya kadar iddia niteliği taşıyor.

    Çakmak, yüzük ve tesbih koleksiyonu

    Usta sanatçının kişisel eşyaları arasında altın kaplama çakmaklar, özel işlemeli yüzükler ve tesbihlerin de bulunduğu belirtiliyor.

    Çakmak koleksiyonunun S.T. Dupont, Cartier, Dunhill ve Zippo gibi markaların ürünlerinden oluştuğu ileri sürüldü. Bu eşyaların sayısına ve değerine ilişkin de resmî bir liste yayımlanmış değil.

    Vasiyetnamelerde bu koleksiyonların belirli kişilere, kuruluşlara veya kültür-sanat kurumlarına bırakılıp bırakılmadığı henüz bilinmiyor.

    3 bin parçalık kurbağa figürü koleksiyonu

    Kadir İnanır’ın dünyanın farklı ülkelerinden topladığı yaklaşık 3 bin kurbağa figüründen oluşan bir koleksiyona sahip olduğu da basına yansıyan bilgiler arasında bulunuyor.

    Uzun yıllar içinde oluşturulduğu belirtilen koleksiyonun, maddi değerinden çok sanatçının kişisel ilgisini ve hatıralarını yansıttığı ifade ediliyor. Koleksiyonun korunup korunmayacağı, sergilenip sergilenmeyeceği veya mirasçılar arasında nasıl değerlendirileceği vasiyet sürecinin ardından belli olacak.

    Mirasın büyük bölümü Jülide Kural’a mı kaldı?

    Kadir İnanır’ın mal varlığının büyük bölümünü uzun yıllar birlikte yaşadığı sanatçı Jülide Kural’a bıraktığı da öne sürüldü. Ancak vasiyetnameler mahkemede açılmadığı için bu iddia resmî olarak doğrulanmış değil.

    İnanır ile Kural’ın resmî nikâhlarının bulunmadığı biliniyor. Bu nedenle Kural’ın mirastan pay alıp almayacağı, geçerli bir vasiyetnamede kendisine yer verilip verilmediğine ve hukuki sürecin sonucuna bağlı olacak.

    Gözler aralık ayındaki duruşmada

    Kadir İnanır’ın yeğeni Levent İnanır, ertelemenin bazı aile üyelerinin adres değişiklikleri ve tebligat sorunlarından kaynaklandığını söyledi. Aile fertlerinin aralık ayındaki duruşmaya katılımının sağlanması için gerekli işlemlerin takip edileceğini belirtti.

    Vasiyetnamelerin 17 Aralık’ta açılması halinde mirasın kimlere bırakıldığı ve koleksiyonların geleceği konusunda ilk resmî bilgiler ortaya çıkabilecek. Bununla birlikte olası itirazlar nedeniyle miras paylaşımının tamamlanması daha uzun sürebilir.

  • Türkiye’den Pakistan’daki kanlı saldırıya sert tepki

    Türkiye’den Pakistan’daki kanlı saldırıya sert tepki

    “Bu menfur eylemi kınıyoruz”

    Türkiye, Pakistan’ın Hayber Pahtunhva eyaletindeki Kohat kentinde cuma namazı sırasında düzenlenen terör saldırısını kınadı. Dışişleri Bakanlığı, hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı yayımlarken saldırıdaki can kaybının 31’e yükseldiği bildirildi.

    Cuma namazı sırasında saldırdılar

    Saldırı, 18 Eylül’de Pakistan’ın kuzeybatısındaki Kohat kentinde bulunan bir polis yerleşkesinde meydana geldi. Patlama sırasında polisler ile ailelerinin yerleşke içerisindeki camide cuma namazı için toplandığı belirtildi.

    Yetkililer, patlayıcı yüklü bir aracın tesisin dış duvarına sürüldüğünü, ardından silahlı saldırganlarla güvenlik güçleri arasında çatışma çıktığını açıkladı.

    İlk açıklamalarda daha düşük olarak duyurulan can kaybının, enkaz altındaki kişilere ulaşılmasıyla 31’e yükseldiği aktarıldı. Yaralı sayısı hakkında farklı rakamlar paylaşılırken çok sayıda kişinin hastanelerde tedavi altında olduğu bildirildi.

    Türkiye’den kınama mesajı

    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, saldırının ardından yazılı bir açıklama yayımladı.

    Bakanlığın açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

    “Pakistan’ın Hayber Pahtunhva eyaletinin Kohat şehrinde bir cami yakınında bugün cuma namazı sırasında gerçekleştirilen terör saldırısını kınıyoruz.”

    Açıklamada, saldırıda yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet dilenirken Pakistan halkına başsağlığı dilekleri iletildi.

    Hedefte polis yerleşkesi vardı

    Saldırının gerçekleştiği yerleşkede polis birimleri ile terörle mücadele ekiplerinin bulunduğu kaydedildi. Yerleşke içinde güvenlik görevlilerinin ailelerinin de yaşadığı ve caminin saldırı sırasında kalabalık olduğu aktarıldı.

    Pakistan güvenlik güçleri, patlamanın ardından bölgeyi giriş ve çıkışlara kapattı. Sağlık ve arama-kurtarma ekipleri yıkılan bölümlerde çalışma başlatırken yaralılar çevredeki hastanelere sevk edildi.

    Çatışmada saldırganların tamamının etkisiz hale getirildiği bildirildi. Ancak saldırının planlanmasında başka kişilerin rol alıp almadığının belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatıldı.

    Saldırıyı üstlenen olmadı

    Saldırının sorumluluğunu ilk aşamada herhangi bir örgüt üstlenmedi. Bölgede daha önce çeşitli silahlı grupların saldırıları görülse de soruşturma tamamlanmadan eylemin belirli bir örgüte ait olduğuna ilişkin kesin bir açıklama yapılmadı.

    Pakistan Talibanı olarak da bilinen Tehrik-i Taliban Pakistan’ın saldırıyla bağlantısı bulunduğu yönünde değerlendirmeler yapılırken örgüt, sorumluluğu reddetti.

    Pakistan makamları ise olayın faillerinin ve saldırının arkasındaki yapılanmanın tespit edilmesi için incelemelerin sürdüğünü açıkladı.

    Bölgede güvenlik sorunları artıyor

    Afganistan sınırına yakın Hayber Pahtunhva eyaleti, son yıllarda güvenlik güçlerini ve kamu kurumlarını hedef alan saldırılara sahne oluyor.

    Kohat’taki saldırıdan bir gün önce Hangu bölgesinde askerî konvoya yerleştirilen bombanın patlaması sonucu altı Pakistan askerinin hayatını kaybettiği bildirilmişti. Pakistan ordusu, bölgede gerçekleştirdiği operasyonlarda 10 silahlı kişinin öldürüldüğünü duyurmuştu.

    Art arda yaşanan saldırılar sonrasında eyalette güvenlik önlemleri artırılırken kamu binaları, ibadethaneler ve güvenlik tesisleri çevresinde ek tedbirler alındı.

    Can kaybı rakamları değişebilir

    Pakistanlı yetkililer, ağır yaralıların bulunması ve enkaz kaldırma çalışmalarının devam etmesi nedeniyle ölü ve yaralı sayısının değişebileceğini belirtti.

    Saldırının sorumlularına ilişkin kesin bilgi ise yürütülen adli ve güvenlik soruşturmasının ardından netlik kazanacak.

  • Macron’dan Rusya uyarısı

    Macron’dan Rusya uyarısı

    “Avrupa’ya yönelik görünmez saldırılar yoğunlaşıyor”

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya’nın Fransa ve Avrupa ülkelerine yönelik “hibrit saldırılarını” artırdığını öne sürdü. Kritik altyapının korunması için hükümete yeni bir güvenlik planı hazırlama talimatı veren Macron, bu faaliyetlerin Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği zayıflatmayı amaçladığını savundu.

    Siyasi parti liderlerini Elysee Sarayı’nda topladı

    Macron, hızla değişen uluslararası güvenlik ortamını değerlendirmek üzere Fransa’daki siyasi partilerin liderleriyle Elysee Sarayı’nda bir araya geldi.

    Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Fransa Cumhurbaşkanı, Avrupa’nın yalnızca geleneksel askerî tehditlerle karşı karşıya olmadığını belirtti. Macron; siber saldırılar, sabotaj girişimleri, insansız hava araçları ve dezenformasyon faaliyetlerinin güvenlik tehdidinin parçaları haline geldiğini söyledi.

    Rusya’nın bu yöntemlerle Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri üzerinde baskı kurmaya çalıştığını iddia eden Macron, tehdidin giderek daha belirgin bir boyuta ulaştığını ifade etti.

    Kritik tesisler için koruma planı hazırlanacak

    Macron, hükümete kritik altyapı ile hassas savunma tesislerinin güvenliğini güçlendirecek kapsamlı bir plan hazırlanması talimatını verdi.

    Hazırlanacak planın enerji altyapısı, ulaşım ağları, iletişim sistemleri, savunma tesisleri ve stratejik teknoloji merkezlerini kapsaması bekleniyor. Özellikle drone ve siber saldırılara karşı erken uyarı ve müdahale kapasitesinin artırılması gündemde bulunuyor.

    Fransız hükümetinin hazırlayacağı programın ayrıntıları ile uygulama takvimi henüz açıklanmadı.

    “Amaç Ukrayna desteğini zayıflatmak”

    Macron, Rusya’ya atfedilen hibrit faaliyetlerin temel hedeflerinden birinin Avrupa kamuoyunu korkutmak ve Ukrayna’ya verilen desteğin devam etmesini engellemek olduğunu savundu.

    Fransa’nın bu tür girişimler karşısında geri adım atmayacağını belirten Macron, Paris yönetiminin Ukrayna’ya yönelik desteğini sürdüreceğini kaydetti.

    Fransa Cumhurbaşkanı, Avrupa’nın güvenliğini koruyabilmesi için ülkeler arasında istihbarat paylaşımının ve ortak savunma çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

    Hibrit saldırı ne anlama geliyor?

    “Hibrit saldırı” ifadesi, doğrudan savaş ilanı yapılmadan bir ülkenin güvenliğini, ekonomisini veya siyasi sistemini hedef alan faaliyetleri tanımlamak için kullanılıyor.

    Bu kapsamda değerlendirilen yöntemler arasında şunlar bulunuyor:

    • Kamu kurumları ve özel şirketlere yönelik siber saldırılar
    • Enerji, ulaşım ve iletişim altyapısına karşı sabotaj girişimleri
    • Seçim süreçlerine veya kamuoyuna müdahale
    • İnternet üzerinden yürütülen dezenformasyon faaliyetleri
    • Kimliği veya kaynağı belirsiz drone operasyonları
    • Toplumsal gerilimi artırmayı amaçlayan propaganda çalışmaları

    Hibrit faaliyetlerin kaynağının kesin biçimde belirlenmesi, saldırılarda doğrudan askerî yöntemlere başvurulmaması nedeniyle çoğu zaman uzun ve teknik incelemeler gerektiriyor.

    Drone olayları Avrupa’da endişe yarattı

    Macron’un açıklamaları, Avrupa’daki havalimanları ve stratejik tesisler çevresinde yaşanan drone olaylarının güvenlik tartışmalarını artırdığı bir dönemde geldi.

    Fransa Cumhurbaşkanı, Almanya’daki Leipzig Havalimanı’nı hedef aldığı belirtilen son drone olayını değişen tehdide örnek gösterdi. Ancak bu tür olaylarda sorumluluğun kesin olarak belirlenebilmesi için yetkili makamların teknik incelemelerinin tamamlanması gerekiyor.

    Polonya ve Baltık ülkeleri başta olmak üzere NATO’nun doğu kanadındaki ülkeler de drone, sabotaj ve siber saldırı risklerine karşı daha güçlü önlemler alınması çağrısında bulunuyor.

    Avrupa’nın savunma hazırlıkları tartışılıyor

    Rusya-Ukrayna Savaşı’nın uzaması, Avrupa ülkelerinin hava savunması ve kritik altyapı güvenliği konusundaki eksiklerini yeniden gündeme taşıdı.

    Bazı Avrupalı liderler, mevcut savunma sistemlerinin düşük maliyetli insansız hava araçlarına ve geniş çaplı siber saldırılara karşı yeterli olmayabileceği uyarısında bulunuyor. NATO ülkeleri ise hava savunma kapasitesinin artırılması ve saldırıların kaynağını belirleyecek teknolojilerin geliştirilmesi üzerinde çalışıyor.

    Macron’un talimatıyla hazırlanacak güvenlik planının kapsamı, bütçesi ve diğer Avrupa ülkeleriyle nasıl koordine edileceği gelecek dönemde netleşecek.

  • Volkswagen’de bilanço alarmı

    Volkswagen’de bilanço alarmı

    Kâr hedefi eridi, 10 milyar avroluk yük ortaya çıktı

    Alman otomotiv devi Volkswagen, Çin’deki sert daralma, elektrikli araçlardaki düşük kârlılık ve yeniden yapılanma giderleri nedeniyle 2026 yılı beklentilerini aşağı yönlü güncelledi. Şirket, daha önce yüzde 4 ile yüzde 5,5 arasında öngördüğü faaliyet kâr marjının en fazla yüzde 1 seviyesinde kalmasını bekliyor.

    Gelir beklentisi 315 milyar avroya indirildi

    Volkswagen Grubu tarafından yapılan açıklamada, 2026 yılı gelir beklentisinin yaklaşık 315 milyar avro olarak güncellendiği bildirildi. Grup, 2025 yılında 321,9 milyar avro gelir elde etmişti.

    Şirketin faaliyet kâr marjı tahminindeki keskin düşüş ise krizin boyutunu ortaya koydu. Daha önce yüzde 4 ila yüzde 5,5 aralığında açıklanan beklenti, “yüzde 1’e kadar” şeklinde değiştirildi.

    Bu oran bir gerçekleşmiş sonuç değil, Volkswagen’in 2026 yılının tamamına ilişkin güncel tahmini niteliğinde.

    10 milyar avroluk olağan dışı gider

    Volkswagen yönetimi, mali tablolara yansıyacak tek seferlik etkilerin toplam büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar avroya ulaşacağını açıkladı. Bu tutarın yaklaşık 9 milyar avroluk bölümünün yılın ikinci yarısında kayıtlara geçmesi bekleniyor.

    Söz konusu mali yükün en büyük bölümünü Porsche AG ile bağlantılı yaklaşık 6 milyar avroluk değer düşüklüğü oluşturuyor. Bu işlem nakit çıkışı yaratmasa da grubun bilançosunda önemli bir zarara neden olacak.

    Kalan tutarın ise erken emeklilik programları, yeniden yapılanma çalışmaları, Çin’deki bazı varlıklarda yapılan değer düşüklüğü incelemeleri ve Osnabrück tesisine ilişkin planlardan kaynaklandığı belirtildi.

    Çin pazarındaki düşüş Volkswagen’i vurdu

    Volkswagen Mali İşler Direktörü Arno Antlitz, Çin otomobil pazarında yaşanan yaklaşık yüzde 20’lik gerilemenin grup üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.

    Çinli otomobil üreticilerinin hem kendi ülkelerinde hem de Avrupa’da daha rekabetçi fiyatlarla büyümesi, Volkswagen’in pazar payını ve kârlılığını zorluyor. Özellikle elektrikli araç alanında artan fiyat rekabeti, Avrupa merkezli üreticilerin maliyet sorunlarını daha görünür hale getiriyor.

    Şirket yönetimine göre tüketici talebinin bataryalı elektrikli modellere yönelmesi de kısa vadede kâr marjını aşağı çekiyor. Volkswagen, elektrikli araçlardan içten yanmalı motorlu modeller kadar yüksek kâr elde edemediğini kabul ediyor.

    Porsche cephesinde işler yolunda gitmiyor

    Volkswagen’in çoğunluk hissesine sahip olduğu Porsche AG de Çin’deki lüks otomobil talebinin azalması ve ABD’de uygulanan gümrük tarifeleri nedeniyle baskı altında bulunuyor.

    Porsche’nin değerindeki gerileme, Volkswagen’in iştirakine ilişkin bilanço hesaplarını yeniden değerlendirmesine neden oldu. Açıklanan 6 milyar avroluk değer düşüklüğü, Volkswagen Grubu’nun yıllık kâr görünümündeki bozulmanın başlıca nedenlerinden biri olarak gösterildi.

    Açıklamanın ardından hisseler geriledi

    Yeni beklentilerin açıklanmasının ardından Volkswagen hisseleri günü yüzde 5,6 düşüşle tamamladı. Gün içinde kayıp yüzde 7’yi aşarken Porsche AG hisseleri yüzde 3,3, Porsche SE hisseleri ise yüzde 4,9 geriledi.

    Yatırımcıların özellikle kâr marjındaki sert düşüşe ve şirketin Çin’deki toparlanmaya ilişkin net bir takvim verememesine tepki gösterdiği değerlendiriliyor.

    Maliyetleri azaltma planı hızlandırılacak

    Volkswagen yönetimi, krizden çıkabilmek için üretim maliyetlerinin azaltılması, organizasyon yapısının sadeleştirilmesi ve karar süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini belirtiyor.

    Şirketin Almanya’daki operasyonlarını kapsayan erken emeklilik uygulamaları ve tesislerin geleceğine ilişkin değerlendirmeler de bu sürecin parçaları arasında yer alıyor. Ancak uygulanacak önlemlerin istihdam üzerindeki kesin etkisi henüz tamamen netleşmiş değil.

    Antlitz, yaşanan finansal gelişmelerin şirket açısından açık bir uyarı olduğunu belirterek Volkswagen’in dönüşüm sürecinde kaybedecek zamanı bulunmadığını ifade etti.

    Gözler ekim ayında açıklanacak bilançoda

    Volkswagen’in güncellenen tahminine göre 2026 yılı net nakit akışının 3 ila 6 milyar avro, net likiditenin ise 32 ila 34 milyar avro arasında gerçekleşmesi bekleniyor.

    Şirket, üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını 29 Ekim 2026 tarihinde açıklayacak. Bu bilanço; Çin’deki satışların, yeniden yapılanma giderlerinin ve Porsche kaynaklı değer kaybının Volkswagen üzerindeki gerçek etkisini daha ayrıntılı biçimde gösterecek.

  • Tarladan markete fiyat soruşturması

    Tarladan markete fiyat soruşturması

    40 firma yöneticisi tutuklandı

    Yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatların yapay biçimde yükseltildiği ve sahte belgelerle maliyetlerin şişirildiği iddialarına ilişkin soruşturmada 40 dağıtıcı firma yöneticisi tutuklandı. İstanbul merkezli soruşturma kapsamında 22 ildeki 109 adreste arama yapılırken hakkında gözaltı kararı bulunan bir şüphelinin arandığı bildirildi.

    Soruşturmayı İstanbul Başsavcılığı yürütüyor

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, yaş sebze ve meyvenin üreticiden tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği aşamalardaki fiyat hareketlerini incelemeye aldı.

    Soruşturma kapsamında Rekabet Kurulu ve Ticaret Bakanlığından bilgi istendi. İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Antalya büyükşehir belediyelerinin hal müdürlüklerine de müzekkere gönderildi.

    Şüphelilerin yaş sebze ve meyve ticaretindeki işlem hacimlerine ilişkin hazırlanan raporlar soruşturma dosyasına eklendi.

    1029 çiftçinin beyanı alındı

    Vergi Denetim Kurulu tarafından yürütülen çalışma kapsamında 1029 çiftçinin beyanına başvuruldu.

    Hazırlanan raporda bazı firmaların, üreticilerden satın aldıkları ürünlerin maliyetini gerçekte olduğundan yüksek gösterdiği ileri sürüldü. Bazı şüphelilerin sahte müstahsil makbuzları düzenlediği; hayatını kaybeden veya çiftçilik yapmayan kişiler adına belge oluşturulduğu iddia edildi.

    Soruşturma makamları, bu yöntemle maliyetlerin kâğıt üzerinde yükseltildiğini ve tüketiciye ulaşan ürünlerin fiyatlarının etkilendiğini değerlendiriyor.

    22 ilde 109 adrese operasyon

    İncelemeler sonucunda tedarikçi konumundaki 41 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 22 ilde belirlenen iş yerleri ve konutlardan oluşan toplam 109 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi.

    Operasyonun ilk aşamasında 33 şüpheli yakalandı. Devam eden çalışmalarda yedi kişinin daha gözaltına alınmasıyla yakalananların sayısı 40’a yükseldi. Bir şüphelinin bulunması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

    40 şüphelinin tamamı tutuklandı

    Emniyetteki işlemleri tamamlanan 40 şüpheli, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayına sevk edildi.

    Savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine gönderilen 40 şüphelinin tamamı hakkında tutuklama kararı verildi.

    Şüphelilerin cezaevine gönderildiği, hakkında gözaltı kararı bulunan diğer kişinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.

    Üç ayrı suçlama yöneltildi

    Haberlerde şüphelilere “sebze ve meyve piyasasındaki fiyatları etkileme”, “belgede sahtecilik” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlamalarının yöneltildiği aktarıldı.

    Şüphelilerin hangi işlemlerden ne ölçüde sorumlu tutulduğu, iddia edilen fiyat artışlarının piyasaya etkisi ve soruşturma kapsamındaki mali büyüklük konusunda ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.

    Tutuklama kararı mahkûmiyet anlamına gelmiyor

    Tutuklama, devam eden soruşturma sürecinde uygulanan geçici bir koruma tedbiri niteliği taşıyor. Şüpheliler hakkındaki iddiaların kanıtlandığı veya suçlarının kesinleştiği anlamına gelmiyor.

    Soruşturma tamamlandıktan sonra savcılık tarafından iddianame hazırlanması hâlinde dosya ceza mahkemesine taşınacak. Şüpheliler, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı verilinceye kadar masumiyet karinesinden yararlanacak.